Carretera Austral 2(Parque Quehulat-Cohaique)

Sabah erkenden hazırlanıp yola koyuluyoruz. Puhuyapi'den ayrıldıktan 5 km sonra yolda Joni ve Bengt'e rastlıyoruz. Pucón'da birlikte kamp yaptığımız arkadaşlar...  Parque Quehulat'ı birlikte geçmeyi planlıyor yola koyuluyoruz.


Yol arkadaşları önemli. Birçok yol arkadaşım olduysa da bu üç kişinin yeri ayrıdır bende. Seyahatimizin en yağmurlu, en zor ve buna rağmen en keyifli kısmını bugün birlikte tecrübe ediyoruz.

Parque Quehulat her daim yağmurluymuş. Bunu sonradan öğreniyoruz tabi. Okyanusun buraya kadar sokulduğunu, daha önce göl mü değil mi tartismalarımıza konu olan suda yunusları görünce anlıyoruz. Bize eşlik ediyor bize bir süre. Yunuslarla meşgulken dikkatimiz, ilerideki yağmur bulutların pek de görmüyor gözümüz. Derken yaklaşık 700 metrelik tırmanış yağmurla birlikte başlıyor. Zemin iyice ağırlaştığından bisikletle devam edemiyorum. Bengt ve Vicki hızla ilerlerken biz Joni ile bisikletlerimizi iterek tırmanıyoruz. Sonunda harika bir manzara eşliğinde zirveye ulaşıyoruz.  


Zirveden sonra tatlı bir iniş beklerken şiddetli yağmurla birlikte sert bir rüzgar karşılıyor bizi.  Üşüyoruz. Vicki bu civarda bir köprü bulunduğunu okumuş daha önce bir yerde. Birçok bisikletçi bu köprünün altında kalmış bu geçitte. 1 saat kadar sonra buluyoruz köprüyü,  tamam mı devam mı diye oylama yapıp burada kalma yönünde karar alıyoruz. Önce donmak üzere olan eklemlerimizı hayata döndürmek için ateş yakiyoruz. Şansımıza köprü altında kuru ağaç dalları da var.


Hayatımda yediğim en lezzetli spagettiyi burda hazırlıyorum. Hadi bi kıyak yapıp tarifini paylaşayım. Yarım paket spagettiyi (diğer yarısı bir önceki seansta halledilmiş olsun) yaklaşık 8 saat süren bisiklet yolculugunda iyice yorun. Aralıksız yağan yağmurun ardından su geçirmez sanılan çantanın içine sızmış suda biraz bekletin. Buzulların süzülüp gelen nehrin buz gibi suyunu zar zor kaynatıp spagettiyi üzerine ekleyin. Ergonomik tencerenize sığmayan kısımları için gerekirse zor kullanın. Arada taşan su defalarca ocağınızı söndürsün, ( ocağı söndürmek burda gerçek anlamında :). Olsun, ocağınızı kurulayip tekrar yakın. Spagetti patlak lastik kıvamına gelinceye kadar bekleyin. Tencere kapağı marifetiyle suyunu süzün, ama tam da süzemeyin. Bisikletçinin tek lüksü olan Doña Clara marka hazir makarna sosunu boca edin. Bir kutu ton balığını çatalın kenarında iyice ezip makarnaya yedirin. Aynı çantada ıslanan tuzu da ekleyin. Arada arkadaşlarınızın makarnalarına da çatal atın. Kendinizinkini daha çok beğenin. Afiyet olsun.

Beklediğimizden çok daha rahat bir uyku çektikten sonra yola koyuluyoruz. Hava güzel ve keyifli bir iniş var. Sonrasında Villa Amengual'de bulduğumuz bir marketten eksiklerimizi tamamlayıp Villa Manuhales'e doğru devam ediyoruz. Sonra yolda gördüğümüz nehrin kenarında uygun bir yer bulup burada kamp yapmaya karar veriyoruz.


Sonra bir inek sürüsünün bize doğru ince ince yaklaşmakta olduğunu farkediyoruz. Birkaç saat sonra etrafımız sarılmış durumda. At üstunde bir çoban var çok uzakta.. ama bizi sallamıyor pek. Olağan gün sonu geyiğimizi de ineklerin manidar bakışları altında tamamlayıp gün batımına yakın bastıran uykuya teslim ediyoruz kendimizi. 

Gün batımı ile uyuyup gün doğumuyla uyanmak doğa ile aranızdaki bağı güçlendiriyor, ritmine uyduğunuz hissi veriyor. Parçanın en kritik ve zor kısmını başarıyla tamamlayan, aynı ritimde olmaktan mutlu müzik grubu elemanları gibi doğayla birbirimize tebessüm ediyoruz. İnekler gidiyor sonra, Sessiz akan nehrin kenarında sakin bir uyku çekiyoruz bu gece.

Sabah nehrin kenarında yüzümü yıkarken manzaraya biraz daha zaman ayırmaya karar vererek kahvaltımı tam da burada yapıyorum. 


Villa Manuales'ten sonra bulduğumuz bir nehir kenarında öğle yemeğimizi yedikten şöyle öyle bir ağırlık çöküyor ki devam etmemeye karar veriyoruz. Jong ve Bengt Puerto Aysen'e gidip hostelde biraz dinlenmek istiyorlar. Biz Vicki ile burada kalıyoruz. Sonradan bize katılan bir Alman bisikletçiden yol hakkında tüyolar alıyoruz. O kuzeye devam ettiğinden güneyle ilgili epey bilgi sahibi. 


Buz gibi de olsa nehirde yüzmeyi kafaya koyuyorum bi kere. Su soğuk. Ama girince alışıyorsun :), 10 saniye falan süren bir alışkanlık. Neyse ki güneşli bir gün ve kumlara uzanıp iliklerime kadar ısınıyorum. 

Ertesi gün Cohaique şehrine doğru yola koyuluyoruz. Tekrar asfaltta olmanın verdiği rahatlıkla hızla yaklaşıyoruz şehre.  Ama öncesindeki yokuş biraz gözümüzü korkutmuyor değil.  


Nihayet Cohaique şehri görünüyor tepenin ardından. Uzun zamandan sonra ilk kez bir şehre geliyorum.  Burada Andrea ve Lalo'ya konuk olacağım. Bu şehirde biraz dinlenmeyi ve Carretera Austral'in daha zorlu ikinci kısmı için enerji depolamayı planlıyorum. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Ekle