Chiloé

Chilóe, Carretera Austral'den önceki son durağım. Şili'nin güneyindeki ıssız topraklara ulaşmadan önce belki de son şehirler bu adada. Puerto Montt'tan yaklaşık 60 km sonra yaklaşık bir saat süren arabalı vapur yolculuğundan sonra adaya varıyorum.


Bu adada ziyaret edeceğim ilk şehir Ancud. Okyanusa nazır bu liman kentine varmak için 3 saat daha pedallamam gerekiyor. Önce yüksek bir tepeden seyrediyorum bu güzel şehri.  Sonra tatlı bir inişte sonra saat 6 gibi varıyorum. şehre.



Bu güzel şehirde Cecilia ve ailesi ağırlıyor beni. Küçük oğlu Ives'le çok iyi anlaşıyoruz.  Daha kapıda gördüğü an tiooo diye boynuma sariliyor. Kesinlikle şimdiye kadar gördüğüm en mutlu ve cana yakın çocuk. Bütün gün tío (amca) diye diye peşimden geziyor. Ama şu şekilde,  tío tío tío tío tío tío. ... Cecilia'ya soruyorum Ives'in mutluluğunun sırrı ne diye. "Elimden geldiğince özgür bırakıyorum,  canı ne isterse onu yapıyor" diyor.  Inanilmaz bir sekilde bütün gün gülücükler dağıtıp gezerken hiçbir sorun yaramadığını söylüyor annesi. Şaşırmakla birlikte hayran oluyorum. Sıklıkla Couchsurfing'den misafir ağırladığini ve bu sayede de yabancılara karşı yakınlık duyduğunu söylüyor.


Ertesi gün Ives'in bisikletini tamir edip Castro'ya doğru yola çıkıyorum. Buradaki yolum 90 km kadar. Bol iniş çıkışlı bir yol, yoruyor beni epey. Gün sonuna doğru varıyorum Castro'ya. Carola ve ailesine konuk olacağım. Evleri şehrin dışında ve oldukça yüksek bir tepeyi aşmak gerekiyor. Sağolsunlar gelip alıyorlar beni yakın bir yerden. 

Şehrin dışında harika bir ev burası. Carola ve ailesi bir aile üyesi gibi sıcak karşılıyorlar beni. Bugün benim için özel bir gün,  doğumgünüm. Akşam yemeğinden sonra bana küçük bir süpriz doğumunu partisi hazırlıyorlar. Sonrasında birlikte çalıyor söylüyor harika vakit geçiriyoruz. 


4 çocuklarıyla inanılmaz mutlu bir aile. Mutluluklarını birkaç gün paylaşmak motivasyonumu yükseltip yolun kalanı için enerji depolanması sağlıyor.

Ertesi gün şehre iniyorum bisiklet için ihtiyaç duyduğum ekipmanlar var. Uzun süre başka bir bisikletçi bulamayacagimdan yüklü bir listeyle bisikletini buluyorum. Sonrasında sahile inip Castro'nun simgesi haline gelmiş evlerin fotoğrafını çekiyorum bol bol.



Öğleden sonra eve dönüp bu defa sahilin şehirden uzak tenha bir kısmına yürüyorum. Denizin çekilmesiyle oluşan manzara nefes kesici. Ben ve martılardan başka kimsenin olmadığı bu sahilde doğayla başbaşa olmak unutamayacağım bir deneyimdi. Yarını düşünmeden,  acele etmeden, hiç bitmeyecekmiş gibi. Denizin sunduğu ve geri aldığı hayatları görüyorum. Martılar çekilmiş denizin hediyelerini heyecanla kucaklıyorlar. Martıların kimi zaman artan coşkulari sessiz sahili bir anda hareketlendiriyor, çığlıkları sona erdiğinde dalgasızaman kıpırtısız eski sessizliğine gömülüyor yine. 


Bir sonraki hedefim Quellon şehri.  Buradan feribotla Chaiten'e Carretera Austral'deki yolculuğuma başlamak için geçeceğim. Ama öncesinde 150 km kadar bir yolum var. Yol üstündeki Lago Natri'nin kenarında bir kamp yeri bulmayı amaçlıyorum. Akşama doğru vardığım göl kenarında harika bir kamp yeri bulduğumu düşünüyorum. Ta ki sinekleri farkedene kadar. 


Gölde yüzüp biraz günün tadını çıkarıyorum. Aslında sinekler bir tek yüzerken rahat bırakıyorlar.  Suyun veya çadırın dışında durmak zor. 8 Ocak bugün.  Beni üzen başka şeyler de oluyor ya neyse...

İlerleyen saatlerde iki bisikletçi daha geliyor. Arjantin'li Santiago ve Avusturya'lı Kurt. Sohbet muhabbet derken yakındaki kamp alanında kalan iki Şili'li bisikletiye rastlıyoruz.  Ertesi gün hep birlikte feribotta doğru yola çıkıyoruz. Yolda yine rahat bırakmıyor sinekler. Özellikle yokuşunda en az 5 tanesi etrafını sarıp resmen ızdırap oluyor. Saat 4 gibi Quellon'a varıyoruz. Zor geçen günün ardından kendimize güzel bir yemek ısmarlayıp saat 6 da tekneye biniyoruz. Yolda bize katılan Bertrand'la birlikte 6 bisikletçi Carretera Austral'e doğru yol alıyoruz. 



Pucón-Pangupulli-Osorno-Puerto Varas-Puerto Montt

5 gündür tozunu yuttuğum otobandan bir süreliğine ayrılma zamanı.  Artık doğayla içine olabileceğim iklimlere daha yakınım.  Volkanlar ve göllerle dolu bir bölgeye doğru pedalliyorum. Volcan Villarrica çok uzaklardan karşılıyor beni. Sürekli daha da yaklaşıyor olmak heyecanlandırıyor, her pedalda bu heyecanı tüm benliğimle hissediyorum.


7 saat kadar süren bir yolculuğun sonunda yaklaşık 100 km'like mesafeyi tamamlayıp Villarica'ya ulaşıyorum. Gölün kenarında bu güzel günün tadını çıkaran insanları görünce ruhumun müziği değişiyor, farklı bir ritmini adamı oluveriyorum.


Burada sahildeki satıcılarından churros alıp enerji depoladiktan sonra kalacağım yere, Pucon'a doğru devam ediyorum. Yaklaşık 1,5 saat daha yolum var. Bol inişli çıkışlı bir yoldan sonra Pucon'a varıyorum. Aynı golün kenarında farklı bir şehir. Konaklayacagim kampı bulup yerleşiyorum hemen. Sonra şehirde kısa bir türün ve alışveriş için dışarı çıkıyorum.


Ertesi gün biraz gölün tadını çıkarıp yola koyuluyorum. Sonraki hedefim bir sonraki golün kenarındaki Panguipulli şehri. Yine volkan ve göl manzaralı harika bir yol var o önümde. İnişi çıkışı bol ama olsun. Gün sonuna doğru Panguipulli şehrine varıyorum. Göl kenarına kurulmuş harika bir kasaba. Akşamüstü, güneşin yavaştan başka diyarlara yolladığı bir anda varıyorum kasabaya. Göl kenarında kalacak bir yer ararken turuncu bir çadır çarpıyor gözüme. Daha dikkatli bakınca çadırın yanındaki iki bisikleti görüyorum.  Burayı benden önce keşfetmiş bu iki bisikletiyı selamlıyorum uzaktan. Bengt ve Joni Hollandalı iki arkadaş. Bugün bisiklet sayahatinde ilk günleriymiş. Bende katılıyorum onlara, birlikte kamp yapıyoruz. 


Ertesi gün benden biraz daha önce ayrılıyorlar kamp yerinden. Yolumuz biraz farklılaşıyor, ben tekrar otobana başlanacağım,  onlarsa göl kenarından devam edecekler.

Yaklaşık 40 km sonra otobana bağlanıyor,  90 km daha gittikten sonra ise Osorno şehrine varıyorum.  Şehirle işim yok, şehrin dışı daki bir tarlada konaklıyorum.



Ertesi sabah yine erkenden uyanıp Puerto Varas'a doğru pedallamaya başlıyorum.  Bugün yılın son günü.  Yeni yıla girmeden evvel saat 18:00 gibi şehre varıp WiFi bulmak ve sevdiklerimi aramak için biraz hızlı olmam lazım. Beklediğim gibi saat 18:00 de varakken otobanda biraz erken çıkıp yanlış bir yola saparak yarım saat kadar uzatıyorum yolu. 18:30 gibi şehre varıp telefon görüşmeleri için yapıp kalacak bir yer arıyorum.  Öncesinde göl ve volkan manzarasını tadını çıkarıyorum biraz.

Tüm hosteller dolu, kamp yerleri çok uzak. Derken abinin biri halimden anlayıp evinin bahçesinde kamp yapabileceğimi söylüyor.  Makul bir ücret karşılığı tabi. Başka seçeneğim yok kabul ediyorum. Çadırımı kurduktan sonra sahile inip az da olsa yılbaşını kutlamış gibi yapayım diyorum. Havai fişekler falan. Saat 1 de çadıra dönüyorum. Uyuyorum hemen.

Ertesi gün  cüzdanının artık benimle olmadığını farkediyorum. Çalınmış da olabilir kaybolmuş da. Neyse... İçindeki para yerine konur elbet. Ama banka kartları vardı. Neyse ki başka bir bankanın kartını ayrı bir yere koymuştum. Ama aksilik bu ya bu kart da çalışmıyor. 1 Ocak Cuma. Tüm dünya ya tatilde. Ve Cumartesi Pazar'ı da düşününce 3 gün para çekmem imkansız.

Palo Coelho'nun Simyacı eserinden birkaç satır geliyor aklıma. Yolda tüm parası çalınan Santiago'nun yaşadığı hezeyanı tadıyorum biraz. Sonra yola çıkış amacımı ve önümdeki güzel günleri düşünerek Santiago gibi yola devam ediyorum.

Cebimdeki toplam para 15.000 peso kadar ( yaklaşık 60 TL). Ne yapacağımı planlamaya çalışıyorum. Derken bir sonraki durağım olan Puerto Montt şehrinden bir couchsurfing daveti alıyorum. En azından konaklama ücretinden yırtacak olmanın verdiği rahatlıkla pedallamaya başlıyorum.  Yaklaşık 30 km sonra Porto Montt şehrindeyim.

Puerto Montt sıkıcı bir şehir.  Ya da parasizliktan bana öyle geliyor.Biraz dinlenme ve zihnimi topla şansım oluyor. Param yok dışarı da çıkmıyorum pek. Bol bol kitap okuyup Pazartesi gününü bekliyorum. Diğer bankanın kartının kullanılabilir olması için banka ile iletişime geçmem gerekiyor. Milletlerarası bir arama yapmak için yeterli param yok. Bu noktada sağolsun arkadaşım Onur devreye giriyor ve bir şekilde bankaya ulaşarak beni aramalarını sağlıyor. Problem çözülüyor ve ben para çekebiliyorum nihayet.

Sonraki gün Chiloe adasına doğru yola çıkıyorum.